Türkçe

Ses Kayıtlarının Güvenirliliği

 

Daha önceleri sesler çeşitli yöntemlerle plak ve manyetik bant üzerine analog veri[1] olarak kaydedilirdi. Günümüzde ses kayıtları daha çok sayısal veri olarak kaydedilmektedir.  Her iki yöntemle kaydedilmiş seslerin güvenirliliği konusunda neler söylenebilir?

 

 

Analog ses kayıtları:

 

Ses kayıtları manyetik bant veya plak üzereni yazılmaktadır.

 

·       Kayıt için özel donanıma ihtiyaç vardır.

·       Manipülasyon (ekleme/çıkartma) zordur. Daha çok emek ister, tespiti kolaydır.

·      Kayıt yapılan cihazın kayıt kafasının manyetik bant üzerine bıraktığı izlerden yola çıkarak cihazın tespiti mümkündür.

 

Sayısal ses kayıtları:

 

Hayatımızın büyük bir bölümünde kullandığımız telefon, fotoğraf makinesi, bilgisayar ..vb gibi donanımlarla çok kolay bir şekilde sesler kaydedilebilir.

 

·         Kaydetmek çok kolaydır,

·         Manipülasyonu kolay tespiti zordur,

·         Sayısal tüm verilerde olduğu gibi üst verileri değiştirilebilir,

·         Arka alan ses/gürültüleri değiştirilebilir,

·         Diyalog konuşma monolog hale getirilebilir,

·         Birden fazla konuşma parçalarından bir konuşma bütünü oluşturulabilir,

·         Kayıt cihazının tespiti çok zordur. (elde ediliş şekline göre değişir)

·         Kayıt şekli, özgünlüğü tespit edilmiş kayıtlar için mümkündür.

 

 

Bir şeyin güvenilir olması için biliniyor olması gereklidir. Dolayısıyla kayıt cihazı, kayıt şekli ve yöntemi bilinen ses kayıtları güvenilir kayıtlardır.

 

Olay yerinden elde edilmiş veya delil olarak sunulmuş bu tür bulgu/deliller kabul görmüş standartlarda toplanmalı, elde ediliş şekli ve kayıt cihazı mutlaka tutanakla tespit edilmelidir.

 

Günümüzde standartlara uygun çok az bulgu/delil toplanmakta olduğu yaşadığımız birçok olayda şahit olmaktayız. Delil zincirindeki eksiklik/yanlışlıklardan dolayı adaletin yerine gelmesinde büyük sorunlar yaşanmaktadır ve bu durum birçok suçsuz insanın hürriyetine mal olmaktadır.

 

Ne zaman, kim tarafından, nasıl kaydedildiği bilinmeyen bir ses dosyasının (sosyal medya veya sayısal medya üzerinde) bir soruşturmanın parçası olduğunu düşünelim.

 

Soruşturma/kovuşturma makamı öncelikle böyle bir delil/bulgunun nasıl elde edildiğine mi bakmalı?

 

İçeriğine bakarak diğer maddi delillerle desteklendiğini düşünerek soruşturmayı geliştirme adına bu delileri/bulguları sanık/sanıkların lehine/alehine kanunun açık hükmüne[2] göre rağmen kullanmalımıdır?

 

Tabii ki  hayır. Sulhi Dönmezer  hocamız  delil kavramını söyle anlatmaktadır:

 

             "İspat hukukunun esası olan “delil” kavramı, ceza normlarında soyut tanımlamaları bulunan suçlardaki tipe uygun hareketlerin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini, gerçekleşmişse bu fiilin kim tarafından işlendiğini tespite ve ortaya koymaya yönelik her türlü iz, eser, belge ve kayıtlar olarak tanımlanabilir.
Şüpheli ve sanığa tanınan güvenceler ışığında, adli makamlar ceza yargılaması işlem ve tedbirlerine başvururken, o tedbir ve işlemlerle ilgili öngörülen hukuk kurallarına uymak ve bu kurallar çerçevesinde delil toplamakla yükümlüdürler.
Bu kurallara aykırı davranışlar suretiyle elde edilen her delil, “hukuka aykırı delil niteliğini taşıyacaktır. “Hukuka aykırılık” kavramı tüm hukuk kurallarını kapsamaktadır[3]"

 

Erdener Yurtcan'a göre hukuka aykırı delil:  Ortada bir hukuka uygunluk sebebi olmadıkça, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun dışında bile olsa, ceza muhakemesi hukukunun kaynağı olan bir hukuk kuralına yapılan aykırılık, bu yolla elde edilen delile “hukuka aykırı delil” sıfatı kazandıracaktır. Doktrinde “hukuka aykırı deliller” kavramı, genel olarak “kaynağını, elde edilme usul ve esasları kanunda olmayan ve hiçbir şekilde yargılamada değerlendirilmeleri mümkün olmayan deliller” şeklinde tanımlanmaktadır[4]

 

Suçla, şüpheli/sanıkla ilgili tüm delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmeleri ve yine hukuka uygun yollarla değerlendirilmeleri gerekir. Bu nedenle, öncelikle günümüz ihtiyaçlarına uygun düşebilecek delil elde etme yöntemlerini “hukuk devleti” ile “dürüst yargılanma” ilkeleri ışığında düzenleyen ceza yargılaması normlarına ve sonrasında da bu normların tatbikini yapabilecek donanım ile kalifiye personele ihtiyaç bulunmaktadır.

 

 

Delillerin toplanması ile ilgili ceza muhakemesi normları bir bütün olup, bunları önemli ve önemsiz olarak derecelendirmek mümkün olmadığı gibi, isabetli de değildir. Bu normlar, bir taraftan kişi hak ve hürriyetlerini korumak ve diğer taraftan da kişileri fazla mağdur etmeksizin ceza soruşturmalarını ve kovuşturmalarını yapabilmek amacıyla yürürlüğe konulmuşlardır. Ceza yargılaması normlarına ve bu normlarda gösterilen usul ve esaslara, aralarında ayırım yapılmaksızın kamu görevlilerihil herkes tarafından uyulması gerekir. Delillerin toplanması ile ilgili kurallar arasında bir ayırım yaparak, bazı normlara aykırı davranışları göz ardı etmek hukuk adına mümkün değildir.[5]

 

Ancak bilirkişiler bir bulgu/delilin nasıl ve ne şekilde elde edildiğiniz bilmezler, yani bu sürecin dışındadır.

 

 

 

 

 


[1] Analog ses sinyali, sesin birebir kopyalanmış (tespit edilmiş) biçimidir. Dijital ses sinyali ise ‘analog ses sinyalinin’ birim zamanda belli örnekler alınması ve örneklerin sadece 1 ve 0’lardan oluşan bir koda dönüştürülmesiyle elde edilmiş sayısal biçimidir. Analog veri ile sayısal veri arasındaki en büyük fark, analog verinin sürekli (continuous) olan bir ölçekte, sayısal verinin ise rakamlarla sınırlı olan, sürekli olmayan (discrete) bir ölçekte var olmasıdır.

[2] 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 206. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendine göre, Ortaya konulması istenen bir delil aşağıda yazılı hallerde reddolunur: a) Delil, kanuna aykırı elde edilmişse”.

[3] Sulhi Dönmezer, Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku-Genel Kısım, C:II, İstanbul, Mayıs 1994, s. 1,2 ve 7. 

[4] Erdener Yurtcan, CUMK El Kitabı, İstanbul, 1994, s.59-60; Zeki Hafızoğulları, “Hukuka Aykırı Surette Elde Edilen Deliller Meselesi” Yeni Yargı Reformu Özel Sayısı, Y. 2 S. 10, Temmuz-Ağustos 1996, s. 638-643. 

[5] Av. Esra Uzunkaya, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, "Yargı Kararları Işığında Türk Ceza Yargılaması Hukukunda Delil Sistemi ve Değeri"

 

27/09/2020 Gün Ortalama:61  Bugün 8 Ziyaret var  Sitede 1 kişi var  IP:54.237.183.249